Çok Anlamlı Sözler » NECİP FAZIL KISAKÜREK SÖZLERİ

NECİP FAZIL KISAKÜREK SÖZLERİ

  • Beni kimsecikler okşamaz madem, öp beni alnımdan; sen öp seccadem.

  • Ben gideyim, yol gitsin, ben gideyim, yol gitsin; iki yanımdan aksın, bir sel gibi fenerler. Tak, tak, ayak sesimi aç köpekler işitsin; yolumun zafer takı, gölgeden taş kemerler.

  • İkinizin de ne eş, ne arkadaşınız var; sükût gibi münzevi, çığlık gibi hürsünüz. Dünyada taşınacak bir kuru başınız var; onu da, hangi diyar olsa götürürsünüz.

  • Kendini dünyalar kadar değerli zannedenlere kısa bir not; dünya beş para etmiyor.

  • Başım çığlıklı bir çocuk, onu nasıl avutsam? Ne yapsam da ölümü bir saatcik unutsam?

  • İnsan namaz kılarsa, namaz da insanı insan kılar.

  • Armut deyip geçmeyin, onun ilk hecesi çoğu kişide yoktur!

  • Yanında olduğum zaman değerimi bilmezsen; değerimi bildiğin gün beni yanında bulamazsın.

  • Yola çıktıklarını yolda bulduklarına değişirsen; hem yolunu kaybedersin, hem dostunu!

  • Ölürsün kapanır yollar geriye ben mezarla sırdaş olur, beklerim varılmaz hayale işaret diye toprağında bir taş olur beklerim.

  • Yön yön sarılmışım ne yana baksam, sarılan olur da saran olmaz mı? Kim bu yüzü çizen sanatkâr rebam, geçip de aynaya soran olmaz mı?

  • Diyorlar bana, kalsın şiirde sözde yerde, sen araştır, göklere çıkan merdiven nerde.

  • Her ağızda, her telde fanilik dırıltısı, sonunda tek bir şarkı, tabutun gıcırtısı!

  • Gözüm, aklım, fikrim var deme hepsini öldür sana çöl gibi gelen, o göl diyorsa göldür.

  • Bazı insanlar alçak gönüllüdür, bazıları da alçak olmaya gönüllüdür.

  • İki insan çeşidi vardır. Zaman geçtikte hatalarıyla yüzleşen! Zaman geçtikçe yüzsüzleşen.

  • Kavuşmak mı? Belki. Daha ölmedim!

  • Aldığımız nefesi bile geri veriyorsak, hiçbir şey bizim değil.

  • Tomurcuk derdinde olmayan ağaç, odun.

  • Öz anne-babasını huzurevine gönderip, evde kedi köpek besleyen insanların olduğu bir ülkede yaşıyoruz.

  • Öyle ucuz değil gül koklamak. Gül tutan ele diken batmalı. Bir aşka gönül veren o aşkın kapısında yatmalı!

  • Ağaçtan düşen yaprak nasıl kurumaya mahkûmsa; gönülden düşen insan da ‘unutulmaya mahkûmdur.

  • Ömrün ilk yarısı; ikinci yarısını beklemekle, ikinci yarısı da; ilk yarısının hasretiyle geçer.

  • Yüz daha versen yüz uman yüzler bilirim. Yokuşlara kardeş olan düzler bilirim. Dünya öküzün üstünde derler ama dünyanın üstünde nice öküzler bilirim!

  • İnsanı olgunlaştıran yaşı değil, yaşadıklarıdır.

  • Hayatımızın yarısını uyuyarak geçiriyoruz, diğer yarısını da uyutularak.

  • Adam olmak cinsiyet meselesi değil, şahsiyet meselesidir.

  • Kökünü beğenmeyen dal ve dalını beğenmeyen meyve olgunlaşmadan çürür.

  • Üç günlük dünya için gayret üstüne gayret, ebedi bir yaşam için gayret yok hayret.

  • Ne sabahı göreyim, ne sabah görüneyim; gündüzler size kalsın, verin karanlıkları!

  • Bana çağdışı diyorlarmış. Ne büyük bir onur! Ben bu çağın dışında kalmayayım da, içinde mi boğulayım.

  • Geçti, istemem gelmeni, yokluğunda buldum seni; bırak vehmimde gölgeni, gelme, artık neye yarar?

  • Zamanın çarkları sizi yürütüyor, zamanın çarkları beni öğütüyor.

  • İnsanın kazandığı paradan değil, paranın kazandığı insandan kork.

  • Ömür ağaç dalında savrulan bir yapraktır; ne kadar genç olursan ol sonun kara topraktır!

  • Ölüm herkesin başına gelir, ama geç ama erken. Ya kazanırken, ya da kazandığını yerken.

  • Devler gibi eserler bırakmak için, karıncalar gibi çalışmak lazım.

  • Dünya güzel olsaydı, doğarken ağlamazdık. Yaşarken temiz kalsaydık ölünce yıkanmazdık.

  • Eğer tadını bilirseniz ekmeği paylaşmak ekmekten daha lezzetlidir.

  • Benimki benim, seninki de senin! Bu şeriattır. ”Seninki senin, benimki de senin!  Bu tarikattır. Ne benimki benim ne de seninki senin herşey Allahın! Bu da hakikattir!

  • Ruhumu eritip de kalıpta dondurmuşlar; onu İstanbul diye toprağa kondurmuşlar.

  • Yarın elbet bizim, elbet bizimdir gün doğmuş, gün batmış, ebed bizimdir!

  • Allah’ın on pulunu bekleyedursun on kul bir kişiye tam dokuz, dokuz kişiye bir pul. Bu taksimi kurt yapmaz kuzulara şah olsa yaşasın kefenimin kefili karaborsa.

  • Ne sabahı göreyim, ne sabah görüneyim; gündüzler size kalsın, verin karanlıkları! Islak bir yorgan gibi, sımsıkı bürüneyim; örtün, üstüme örtün, serin karanlıkları.

  • Akıldan büyük nimet, zekâdan da ağır yük tanımıyorum.

  • Neye yaklaşsam sonu uzaklık ve kırgınlık, anla ki yok Allah’tan başkasıyla yakınlık.

  • Ayasofya’nın kapılarıyla beraber ‘ruhumuzu’ kilitlediler; ruhumuzu kilitlemek için Ayasofya’yı kilitlediler!

  • Somurtuş ki bıçak, nara ki tokat; zift dolu gözlerde karanlık kat kat. Yalnız seccademin yününde şefkat; beni kimsecikler okşamaz madem; öp beni alnımdan, sen öp seccadem!

  • Bir idamlık Ali vardı, asıldı; kaydını düştüler, mühür basıldı. Geçti gitti, birkaç günlük fasıldı. Ondan kalan, boynu bükük ve sefil; bahçeye diktiği üç beş karanfil.

  • Gönlüm uçmak dilerken semavi ülkelere, ayağım takılıyor yerdeki gölgelere